Geçtiğimiz günlerde sosyal medyadan bir anket yaptım. Takipçilerimize Uber mi sarı taksi mi diye sordum. Cevaplarda Uber’ın üstünlüğü vardı. Taksiye b
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyadan bir anket yaptım. Takipçilerimize Uber mi sarı taksi mi diye sordum. Cevaplarda Uber’ın üstünlüğü vardı. Taksiye binmem
Takipçilerin neredeyse tamamı taksicilerin tavırlarından bıkmış ve Uber’i bu nedenle tercih ettiğini belirtmişti.
Ben şahsen Uber’i birkaç kez kullandım. Geniş bir araçta konforlu bir yolculuk yaptığımı için de beğendim. Bu konuda takipçilerle aynı fikirdeyim.
İstanbul dışında yaşayan okurlarımız bilmez ama Uber bu anlamda gerçekten çok iyi. İstanbul’daki taksici esnafı ne yazık ki artık çok kötü.
Çoğu ülkede taksici olmak için ciddi bir eğitim almanız ve sınava girmeniz gerekir. Ülkemizde ise işi olmayan veya boş vakti olanlar bile herhangi bir belge-bilgiye ihtiyaç duymadan taksicilik yapabiliyor. Hatta tek taksicilik değil, minibüs şoförlüğü, otobüs şoförlüğü de aynı şekilde gerekli ehliyet olduktan sonra yapılabiliyor.
Bu kadar kolay direksiyon başına geçildiğinde de elbette ortada ne bir standart ne de kalite kalıyor.
İngiltere’de bir taksi sürücüsü olmak için ortalama 2 yıla ihtiyacınız var; çünkü çok ciddi bir sınavdan geçiyorsunuz. Örneğin Londra’da taksi kullanabilmek için bütün sokakları bilmeniz ve yolcunun istediği rotaya en kısa yoldan ulaşmanız gerekiyor ki bununla ilgili bir yazılı sınava da giriyorsunuz.
Onlarda da elbette navigasyon var fakat İngilizler sizden navigasyon olmadan da o yola en uygun fiyatlı ve kısa biçimde gitmenizi istiyor.
Örneğin İstanbul’da ise hangi taksiye binerseniz binin gideceğiniz yeri söylediğinizde taksici size “ Sahil’den gidelim, E-5 kapalı” der. Sahil yolu demek ilave mesafe ve daha fazla ücret demek… Elbette haklı oldukları anlar olsa da haksız zamanları o kadar çok ki insanın aklında “kesin beni dolaştırmak istiyor” düşünesi oluşuyor.
Ya da hanginiz yağmurlu bir günde rahatça taksiye bindiniz? Hemen taksi yanaşır; ön camı açar ve “nereye gidiyorsun?” sorusunu sorar. “Sana ne kardeşim” cevabını hak eden bu adamların sayısı hiç de az değildir.
Arabaya bindiğinizde ise kaba saba konuşan, istediği müzik türünü açan, yazık klimayı, kışın kaloriferi açmayan taksiciler, yol kurallarına uymayan taksi sürücüleri de eklenince İstanbul’da taksiye binmek her geçen gün daha da kötü bir hal alıyor.
Düşünün hanginiz İstanbul Atatürk Havalimanındaki duraktan taksiye binip rahatça Bakırköy ve Bahçelievlere’e gidebildiniz? Hemen suratları üşer ve ben kaç saattir bu kısa mesafe için mi bekledim diye size laf atarlar…
Hele bir de “Saat 3’de arabayı bırakıcam” tayfası var ki onlardan söz etmemek olmaz… Saat 2 itibariyle 4’e kadar tüm taksiciler size bu yalanı söyleyerek önce nereye gideceğinizi öğrenip kısa mesafeyse sizi araçlarına almazlar.
Eskimiş, motor uyarı lambası sürekli yanan, her tarafından ses gelen, içleri leş gibi olmuş, bakımsız taksileri de eklersek paranızla rezil olmanın tam karşılığıdır İstanbul taksileri…
Uber ise hem şok iyi hem de kötü bir uygulama. Şoförlerin kibar, araçların yeni ve temiz olması tercih için önemli bir etken. Ancak vergi konusunda ne yazık ki Uber şu anda kaçak bir şirket konumunda. Yani onu kullandığınızda devlete akaryakıt esnasında verilen vergi dışında bir vergi ödenmiyor. Bu da haklı olarak bu sistemin kötü bir yanı; haksız rekabete yol açan bir nokta.
Ben taksilerin değişmesi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yıllardır ertelediği yeni plaka ihalesini yapmasının çözüm olduğunu düşünüyorum. Bu sayede 1 milyon TL’yi geçen fahiş taksi plakası fiyatları da olması gereken seviyeye gelir. Yeni taksi plakası ile birlikte eğer devletten taksi sürücüsü olmak için ilave bir eğitim vs zorunluluğu gelmeyecekse o zaman yeni taksi plakaları ile birlikte rekabet artacağı için sistem içindeki taksiciler mecburen kendilerine çeki düzen verecekler.
Mert Duran

