Gittim yerinde gördüm: Bizim pazar toparlanmaz

Geçtiğimiz hafta Frankfurt Otomobil Fuarı’ndaydım. Kısıtlı markaların katıldığı ve artık önemi azalan bu fuarda elektrikli ve hibrit araçların çoğunluğu kafamı karıştırdı.

PAYLAŞ

Gelecek hiç kuşku yok ki bu araçların. Ama bir sorun var; bu araçlar için altyapı oluşturulmalı ve ne yazık ki ülkemizde bu tarz ciddi çalışmalar yok.

Bu nedenle de bu araçların ülkemize gelmesi için daha bir süre beklemek gerekiyor. Peki bu arada ne olacak? Özellikle Avrupa’da satılamayan içten yanmalı otomobiller bize gönderilecek. Yani bir anlamda eski nesil teknolojiler bir süre daha ülkemizde olacak.

Ancak bu da bir zorunluluk. Çünkü ülkemizde henüz elektrik altyapısı tamamlanmadığı için şarj istasyonları konusunda büyük eksiklikler var. Örneğin bugün bir AVM’de aracınızı şarj etmek isteseniz ilk olarak uygun şarj noktasını bulacaksınız. Yani örneğin eşarj abonesiyseniz onun şarj noktasını bulacaksınız. Bunu hallettikten sonra ise diyelim ki aracınızı tam şarj etmek istiyorsunuz beklediğiniz 7-8 saat sonunda bir de AVM otoparkına ücret ödeyeceksiniz. Bazı otellerde de benzer sorunlar var. Örneğin geçenlerde teste gelen elektrikli bir otomobili şarj etmek için gittiğim Yeşilköy Polat Otel’de valeler bu alanın kendilerinin olduğunu ve 3 saatlik şarj süresi nedeniyle 30 TL ödemem gerektiğini belirttiler. Yani açıkçası astarı yüzünden pahalıya geldi! 3 saatte elde ettiğim menzille 30 TL’lik mazot alsam daha fazla yol giderdim!

Bir başka sorun da ülkemizde binalardaki otopark eksikliği. Kapalı otoparkların az olması nedeniyle zaten maliyetli olan ev tipi duvara monte şarj aletlerinin alınması veya kiralanması çok zor. Bu da elektrikli otomobillerin ülkemiz için henüz çok ama çok yeni bir teknoloji olduğunu ortaya koyuyor.

Buna karşılık Avrupa ise bu konuda ciddi ciddi çalışıyor. Örneğin Frankfurt’ta Volkswagen standında hiç içten yanmalı otomobil yoktu! Benzer durum farklı markalarda da geçerliydi. Fuardaki tamamen benzinli ve dizel motorlu araçların oranı yok denecek kadar azdı.

Elektrikli araçların şarj teknolojileri konusunda ise ben kendi adıma yeteri kadar teknolojik yenilik göremedim. Porsche Taycan bu alanda yenilikler getirmiş olsa da fuardaki yedek parça ve teknoloji üreten şirketlerde bu tarz çalışmalar gözüme çarpmadı. Yani onlar da öncelik olarak araç geliştirmeyi kafalarına koymuşlar.

Buna karşılık otonom sürüş teknolojileri de oldukça gelişmiş ve markalar bu konuda geldikleri noktaları fuarda sergiledi. Böyle giderse yakında gerçekten de sürücünün araca sadece zorunlu hallerde müdahale ettiği, tamamen aracın kendi yapay zekasıyla ilerleyen modellerin yollarda olacağı günler yakındır.

Frankfurt’ta bu yıl ben çok umduğumu bulamadım. Fuarın o ruhu gitmiş, yerine sönük, cansız bir bayi toplantısı gibi kalabalık gelmiş. Ne yazık ki son zamanlarda tüm fuarlar böyle. Görünen o ki artık fuar olacak Avrupa’da Cenevre, Çin’de Pekin ve Amerika’da da Detroit veya New York kalacak.

Bu fuarlarda gördüğüm kadarıyla ülkemizin durumu da iyi olmayacak; en azından önümüzdeki yıl da pazar kötü olacak. Avrupa’da elektrikli ve hibrit otomobil trendi yükselirken biz de benzinli ve dizel motor talebi yüksek. Bu nedenle de yüksek fiyatlı elektriklilerin şansı yok. Fuarda açıklanan rakamlara baktığımda elektrikli bir araç için başlangıç fiyat hep 30 bin Euro seviyesinde. Bu modeller ülkemize geldiğinde fiyatlarının 200 bin TL’yi geçmesi yüzünden albenileri kalmayacaktır.

Bu yılki hezimet nedeniyle firmalar önümüzdeki yıl planlamalarını henüz yapmadı. Görünen o ki ellerindeki 2019 modeller bitmeden de yapmayacaklar. Bu da yılın ikinci çeyreğini bulacaktır. Eğer bir vergi indirimi vb bir düzenleme olmazsa Avrupa’nın elektrikli modelleri yola çıkarken biz hala stokları eritmeyle uğraştığımız için rekabet çetinleşecek ama fiyatlar yine kurlar ve depolama maliyetleri nedeniyle yüksek kalacaktır.

Sözün özüne gelirsek önümüzdeki 2 yıl ben otomotiv sektöründe çok aman aman bir hareketlilik beklemiyorum. Eğer vergi düzenlemesi yapılırsa bir canlılık olur ama insanlar zaten borçlarla boğuştuğu için kredi faizleri düşse bile araç alımı yapmaktan çekinecektirler. Bu nedenle de öncelik tüketicilerin bireysel kredilerinin ödenmesi konusunda yapılacak düzenlemelerde olmalı. Ne de olsa otomobil bir ihtiyaç olduğu kadar aynı zamanda bir lüks. Bu nedenle sektörü tüketicileri daha çok ödeyemeyecekleri borçlar altında zora sokarak büyütmektense genele yayılan bir düzenlemeyle rahatlatıp sonrasında istikrarlı bir pazar oluşturmak daha önemli.