Sektörüne destek vermeyen sektör

Biz otomobilciler alem adamlarızdır. Hem birbirimizin kuyusunu kazarız hem demediğimizi bırakmayız ama gün olur oturup birbirimizle dertleşiriz.

PAYLAŞ

Şu anda hiç kuşku yok ki bir ekonomik kriz var. Kimse bana kızmasın, böyle dediğim için muhalefet yapıyor değilim, sadece durumu özetliyorum. Bu krizin sebebi dış güçler, dolar vs tartışmalarına da girmeyeceğim. Sadece ortada böyle bir sıkıntı var, bunu da herkes biliyor.

Peki ama ne olacak böyle?

İşte bunun cevabını bilen yok.

Bir şey almak isteyen dur bekleyelim diyor ki neyi beklediğini kendisi de bilmiyor. Bir şey satmak isteyense bu nedenle malını ya satamıyor ya da ölü fiyattan satmak zorunda kalıyor.

Peki bunun sektörle ne alakası var?

Öncelikle otomotiv ekonominin itici gücü. İnşaat sektörünün son yıllarda yıldızı parlasa da ekonominin temel taşı gerek ihracat, gerek yedek parça, gerek istihdam faydalarını esas alın hiç kuşku yok ki otomotivdir.

Her marka üretim yapmasa da satış ve servis sayesinde büyük bir ekonomiye yön verir. Tüm markaları da alt alta yazınca sektörün büyüklüğü milyar dolarları aşıyor.

İşte bu kadar büyük sektör aslında bir nevi kağıttan kaplan. Çünkü bir vergi düzenlemesi veya kur değişikliği ile durma noktasına geliyor. Yani B planı olmayan bir yapı. Olası bir aksilikte ne yapacağını bilmeyen afacan çocuk gibi koltuğun altına saklanıyor, tehlikenin geçmesini bekliyor.

Bu gibi durumlarda hep hükümete ricalarda bulunuyor; o da belirli bir yere kadar etkili oluyor.

Bu kriz ortamında hükümet bana göre üstüne düşeni yaptı ve vergide yeni düzenlemeye gitti. Ancak bu da firmalar için yeterli olmadı. Elbette gönül ister ki hayatımızda hiç ÖTV olmasın ama bu ne yazık ki mümkün değil. Demek ki bu nedenle firmalar bu ortamda satışlarını artırmak için fiyatlarını aşağı çekmek zorundalar.

Bana hep aynı söz söylenir; biz zaten araçları zararına satıyoruz. Emin olun bu koca bir yalandan başka şey değil. Allah aşkına o milyon dolarlık şirketlerin zararına araç satması mümkün mü?  O zaman kapatıp gidip… Onlar önceki yıllardaki karları elde edemedikleri için kardan zarar ediyorlar hepsi bu. Önceden araç başına 10 birim kar ediyorlarsa artık 3 ediyorlar ve bunu zarar sayıyorlar.

ÖTV düzenlemesi sonrası 200 bin TL’ye varan indirimler yapıldı ki bu araçlar söz konusu vergi düzenlemesinden yararlanamıyordu yani firma kendi karından feragat etmiş. Şimdi insan demez mi; kardeşim madem bu fiyata o aracı satabiliyordun neden şimdiye kadar satmadın! İşte bu ve benzeri nedenlerden ötürü otomotiv firmalarını sevmiyorum.

Bırakın artık şu instagram fenomenlerini

Son dönemde firmaları sevmememin bir nedeni de sosyal medyaya akıttıkları saçma paralar.

Diyeceksiniz ki sosyal medya artık hayatın bir parçası mecburlar. Evet orada olmak zorundalar ama bu onlara saçma sapan para harcamalarını zorunlu kılmıyor.

Örneğin siz bir kış lastiğinin nasıl olduğu konusunda detaylı bir test okumak istiyorsanız önümüzdeki dönemde mümkün olmayacak. Çünkü firmalar işi bu lastiği test etmek olan bizler yerine fenomenlere yaptırıyor. Onların da büyük çoğunluğu bu işlerden bihaber oldukları ve cukkayı iyi indirdikleri için “aa ne kadar güzel ilerliyoruz” tadında bir iki cümle dışında size yorum yapamayacak. Örneğin bu lastik testleri için en az 3 kişilik bir ekibin iki araçla belirli bir parkura gitmesi, çekim yapması, gerekirse yaz lastiği veya zincirle bu kış lastiğini aynı rotada karşılaştırması gerekiyor ve bunların hepsi de maliyetli işler. Yanlış anlamayın maliyet dediysem emin olun 2-3 hadi bilemediniz 5 bin TL olsun. Karşılığında da dergi veya internet sitesinde detaylı bir yazı okuyacaksınız.

Ancak bunun yerine bir tane fenomene en az 10 bin TL verip 2 post attırmak firmaların son zamanlarda tercih ettiği yol oldu.

Aynı şekilde arazi araçlarında da veya spor bir otomobilde de benzer durum söz konusu.

Otomotiv basınına reklam vermek artık iyice unutuldu. Bir kaç firma dışında sektörü destekleyen yok. Nasılsa test arabası veriyoruz ya, yeter görüşü hakim.

Aralık ayında olmamız itibariyle kestiğimiz faturalara bakıyorum da bazı markalar hem bizi hem de diğer yayınları hiç ilan verecek kadar değerli! bulmamış. Bu tabii ki onların kararı ama aynı markaların sosyal medyaya yaptığı yatırımlara bakıyorum ve sonra da ODD verilerine göz atıyorum da ne denli başarılı! oldukları ortada.

Olmuyor kardeşim işte zorlamayın! Sosyal medyada her takipçisi olanla bu işler yürümüyor. Bir gün sosyal medyanın yeniden yasaklanmayacağının garantisi var mı? Veya tüm dergiler kapandığında sesinizi o fenomen bozuntuları mı duyuracak!

Elbette tüm fenomenler aynı değil, zaten bunu anlamak çok kolay. Evveliyatında otomobil veya gazetecilik olanlar işlerini son derece iyi yaptığı için onların kazandıkları her kuruş helal, benim lafım takipçi ve beğeni satın alıp bu işleri yapanlara…

Bazen firmalara da hak vermiyor değilim elbette

Örneğin seninle bir proje yapsak hemen sonrasında beni X veya Y arayacak o nedenle yapamam denildiğine çok şahit oldum. Kardeşim o zaman sen de deki projeyi o getirdi veya onun bütçesi daha uygundu veya onun takipçisi daha fazla. Ama yok ben böyle yapayım işin içinden çıkayım diyen markalar ne yazık ki çok fazla. İşte onların da satış rakamları her geçen gün düşüyor ve düşmeye devam edecek, veya o lafı diyen yöneticiler sektörden silinip gidiyor.

Evet firmalar haklı o projeyi yaptıkları anda bizim açlar hemen ona saldıracak ama dediğim gibi koskaca bir şirketin bilmem ne müdürünün de ağırlığını koyup onlara iki çift laf etmesi lazım artık. Yok öyle bedavadan iş.

Önümüzdeki yıl çok daha zor bir yıl olacak. Emin olun bu süreçte bazı dergiler kapanacak, bazı yayınlar sadece tek kişiyle yoluna devam edecek, kalite iyice düşecek. Çünkü bunun sorumlusu ilk önce firmalardaki müdürler sonra da kendine çeki düzen vermeyen biz gazeteciler.

Bakalım bizi nasıl bir 2019 bekliyor; benim açımdan kötü bir yıl olacağı aşikar ama hayat bu; umut fakirin ekmeği…

Sağlıcakla kalın….

Mert Duran

PAYLAŞ