Rafet El Roman: “Son kez evleneceğim”

90’lar, 2000’ler ve 2010’lar... Türk pop müziğinin gelmiş geçmiş en romantik adamı... Harika şarkılar yapıyor; hep çok tarz; genç yetenekler keşfediyor, onlara yeni yollar açıyor; geziyor, okuyor, araştırıyor ve müzikte yenilikler yapıyor. Tabii ki Rafet El Roman’dan bahsediyorum. Yaz aylarında verdiği onlarca konserden sonra şimdi de Amerika’da yapacağı 8 konserlik turneye hazırlanıyor.

PAYLAŞ

90’lar, 2000’ler ve 2010’lar… Türk pop müziğinin gelmiş geçmiş en romantik adamı… Harika şarkılar yapıyor; hep çok tarz; genç yetenekler keşfediyor, onlara yeni yollar açıyor; geziyor, okuyor, araştırıyor ve müzikte yenilikler yapıyor. Tabii ki Rafet El Roman’dan bahsediyorum. Yaz aylarında verdiği onlarca konserden sonra şimdi de Amerika’da yapacağı 8 konserlik turneye hazırlanıyor.

Tüm vaktini çıkaracağı yeni solo albümü için stüdyoda geçiriyor. Bu sayıda otostil Dergi okuyucularına özel, yeni projelerinin detaylarını konuşmak üzere kendisiyle bir araya geldik. Sohbet sonrasında fotoğraf çekimi için Balat sokaklarında bulduk kendimizi. Çekimler sırasında Rafet El Roman’ın kızı Su El Roman da bize eşlik etti…

İlk arabanız neydi?

Ehliyetimi alır almaz kendime sarı bir Renault aldım. 1986 model. Bana sürekli sorun yaratan bir arabaydı. Birkaç kez işe gidemediğimi, yarı yolda kaldığımı hatırlarım.
Arabayı ittirdiğiniz olmuştur o zaman…
Kesin olmuştur. Bir kere Almanya’da tam otobanın ortasında kaldım ve çekiciyi 8 saat bekledim.

Şu an hangi aracı kullanıyorsunuz?

Kullanmadığım araç kalmadı. Şu an Range Rover kullanıyorum. Almanya gibi bir ülkede yaşayıp arabalar hakkında fikir sahibi olmamak mümkün değil.

Günlük yaşamda aktif araba kullanıyor musunuz?

Arabayla yolculuk etmeyi seviyorum. Örneğin; Ankara’da konserim olduğunda uçak yerine karayolunu tercih ediyorum.

Arabada ne tür müzikler dinliyorsunuz?

Benimsediğim her türü dinlerim. Tarz ayrımı yapmam.

Kendi şarkılarınızı dinliyor musunuz peki?

Özellikle yeni yazdığım şarkıları arabada tekrar tekrar dinliyorum. Nerede neleri düzeltebilirim diye… Yanımda yolcular gelince onlar sıkılabiliyor ben tekrar tekrar aynı şarkıyı dinlediğim için.

Rafet El Roman

Yeni albüm ne zaman geliyor?

Yeni albüm Nisan ayını bulur. 13. solo albümüm olacak. Ağırlıklı olarak kendi yaptığım şarkılar var albümde ama başka arkadaşlardan da şarkılar yer alacak. Belki cover bir şarkı olabilir.

Magazin Bizi Birbirimize Düşürmeye Bayılır

Hülya Avşar’la “Sen olmazsan” düet fikri nasıl ortaya çıktı? Çünkü o dönem Demet Akalın “Hülya Avşar için bir şarkı buldum…” demişti. Sonra ondan vazgeçildi ve sizin çalışma ortaya çıktı.

Onlardan habersizdim ben. Yeni çıkaracağım albümden önce, bir şarkılık sürpriz yapmak istedim ve “Sen olmazsan” şarkısını hazırladım. Genelde şarkılarımı hazırlayınca, sevip saydığım sanatçı dostlarıma fikirlerini almak için gönderirim. Sonra Hülya şarkıyı dinledi ve çok beğendi. “Birlikte seslendirsek fena mı olur?” dedi. Ben de çok güzel olur dedim. Birlikte gerçekleştirdiğimiz keyifli bir proje oldu.

Gelen tepkilerden memnun musunuz peki?

Ters köşe gibi bir şey, kimsenin beklemediği bir anda güzel bir sürpriz çalışma oldu. Hülya hanım çok özverili çalıştı. O da fikirlerini kattı ve tatlı, keyifli bir şarkı ortaya çıktı. Her şeyden önce güzel bir hatıra oldu.

Malum zor bir sektör içerisindesiniz. Hiç problem yaşanmıyor mu?

Mutlaka yaşanıyordur. Ben şahsen büyük olumsuzluk yaşadığımı hatırlamıyorum. Yaşasak bile biz müzik adamları olarak bunları olgunlukla, anlayışla alttan almaya çalışıyoruz. Müzik kendi içinde ne kadar duygusal, özgür bir eylem olsa da; arka planında bazen acımasız şartlar, sözleşmeler, olabiliyor. Genelde benim çalışma düşüncem ‘ben kazanıyorsam karşı tarafa da kazandırmalıyım’ şeklinde oluyor.

Elektronik müzik yaptığı zamanlarda “Devrim yapmak Hande Yener’e mi kalmış” diye bir cümleniz olmuş. Sonrasında aynı yarışma programında ikiniz de jüri koltuğundaydınız. Bazen söylediğiniz cümlelerin pişmanlığını daha sonra yaşıyor musunuz?

Haha… Ben o röportajımda çok güzel şeyler de söylemişimdir eminim, ama sadece çarpıcı şeyleri almışlardır içerisinden. Magazin dünyası sadece sansasyonel olaylar olsun diye onları güzelce kırpıp bizi birbirimize düşürmeye bayılır 🙂 Şayet bizler işin iç yüzünü bildiğimiz için birbirimize kolayca alınmıyoruz. Karşılaştığımızda selamlaşır, gülüp geçeriz. Sanatçı ruhuyla işini yapan insanların asla art niyetli olduklarına inanmıyorum. Bu siyasette de böyle aslında. İktidar ve muhalefet arasında söz düelloları oluyor ama sonra görüyoruz ki bir yerlerde tokalaşıyorlar. Bu biraz hayatın bize getirdiği başarma hırsından kaynaklanıyor, altında art niyet aramamak lazım.

Rafet El Roman

Amerika’da bir turneye hazırlanıyorsunuz bugünlerde…

Evet. 8 konserlik bir turne. New York, New Jersey, San Francisco, Chicago, Ohio, Texas, Washington, Los Angeles ve Miami’de. 15 Ekim’den 1 Kasım’a kadar Amerika’dayız.

Hemen hemen her gün bir konser, yorulmuyor musunuz?

Hiç yorulmuyorum. Hem keyif aldığım şeyi yapıyorum hem de para kazanıyorum. İyi ki hayatımda müzik var. Şarkılarıma eşlik edenler, alkış tutanlar… Bunun ebediyen süreceğini umut ediyorum.

Taklitlerim Mutlaka Var

Müziğin kalıcı isimlerinden birisiniz. Bu işin sırrı ne?

Tekrar tekrar iyi şarkılar yapmak.

Yenilenmek gerekmiyor mu?

Sound kendini yeniliyor zaten. Teknoloji geliştikçe biz de kendimizi geliştirip uyum sağlıyoruz ama ben müzik tarzımda yeni tarz arayışına girmedim. Tutan bir müzik tarzım vardı inandığım. Bu tarzımla yeni ve güzel şarkılar yazarak bugünlere geldim. Zaten kimse diyemez ki, Rafet birinin esintisi ya da birini taklit ediyor. Kendime özgü, karakteristik bir tarzım olduğunu düşünüyorum.

Peki sizi taklit eden var mı?

Vardır mutlaka. Kendi müzik tarzını oturtmuş ünlüler çok azdır ülkemizde. Müziği seven ve hayatını bu işten geçindirmek isteyen çoğu insan müziğe başlarken sevdiği örnek aldığı sanatçı gibi okumaya başlar. Örneğin bayan sesler Sezen Aksu’yu çok örnek aldılar bu ülkede. Çıkan bayan sanatçıların %60’ı Sezen Aksu’ya olan müzik sevdasıyla başlamıştır bu işe. Tarkan gibi söyleme sevdalısı çok, onun da kopyaları fazladır. Benim de vardır tabii ki, olacaktır bu çok normal bir döngü…

Gelip itiraf etseler kızar mısınız?

Aksine. Gurur duyarım, sevinirim. Bir gelecekleri varsa, yetenekliyseler yardımcı da olabilirim.

Kendi albümlerinizin dışında Yusuf Güney, Ezo gibi yeni yeteneklere de prodüksiyon yaptınız. Bu isimler daha da çoğalacak mı?

Evet. Yeni isimlere destek olmaya devam ediyorum. Şu an yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz ekipçe. Sürpriz olsun diye gizli tutuyoruz. Şimdilik detay veremem ama Türk müzik dünyasının çok hoşuna gideceği bir proje.

Masrafları cebinizden mi ödüyorsunuz?

Evet, kendim karşılıyorum. O zaten belli bir birikimimdir; her yıl bir kısmını yeni isim ve yeteneklere ayırıyorum.

Çıkardığınız isimler sizle yakaladıkları büyük çıkıştan sonra aynı başarıyı devam ettirmekte çok zorlanıyorlar sanki…

Benimle bu işe düet yaparak başlamalarının, tanınmalarının onlar için elbet büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Sonrasında eksileri de var bu tür çalışmaların; onların devam etmesi, kendi ayakları üzerinde durması haliyle zorlaşıyor. Yeniden çok iyi bir şarkı bulup, tek başına kendilerini ispatlamaları lazım ki; bence Yusuf da, Ezo da bunu çok güzel başarıyorlar. Şu an müzikle hayatlarını geçindiriyorlar. Önemli olan da o zaten.

“50 Yaşına Gireceksin Rafet, Aşk Senin Neyine” Diyorum…

Günlük hayatında nasıl bir adamdır Rafet El Roman?

Erken kalkıp geç uyumaya alışığım. Neler yaptığım günden güne değişir. Anlatmakla bu röportaja sığdıramam. Elimden geldiğince düzenli yaşamaya çalışırım, sağlıklı beslenerek sporumu yaparak işimi bilinçli ve kontrollü yürüterek… Ailem, arkadaşlarım, aşk hayatım, ibadetim, eğlencem, hobilerim hepsini dolu dolu yaşamaya çalışırım.

Son birkaç röportajınızı okuduğumda özel hayatınızla çok fazla ilgilenildiğini fark ettim. Üzerinize fazla mı geliyorlar?

Kimsenin fazla geldiği yok. Ünlü insanların özel hayatları her zaman medya mecralarında büyük değer taşır. Bazen doğru, bazen de yanlış yansıyabiliyoruz. Neticede hepimiz insanız. Biz de ifadelerimizde hata yapabiliriz, muhabirler de. İç dünyamızda hepimiz göründüğümüzden daha farklı olduğumuzu biliyoruz. Romantik, duyarlı bir insan olduğumu düşünüyorum. Gönül çalan kalp kıran biri olmadım hiç. Yaşamak güzel olduğu kadar haindir bazen. Sizi öyle bir noktaya getirir ki, ettiklerinize, söylediklerinize kendiniz dahi şaşırırsınız.

Aşk hayatınız nasıl şu an? 2 evlilik yaşadınız, bitti…

Şu an hayatımda kimse yok. Yalnızlığımın keyfini çıkarayım diyorum ama olmuyor. Şöyle diyeyim; sağlıklıyım şükürler olsun. Düzenli, iyi bir iş hayatım ve çok güzel bir ailem var. Ama kalbimde bir boşluk var. Karşı cinsime olan o boşluğu hissediyorum. Öte yandan ‘50 yaşına gireceksin Rafet aşk senin neyine’ diyorum, ama gönlüme söz geçiremiyorum. Çok isterim yeniden birini tanımak, aşık olmak… Nedense ben bu dünyada aşka doyamadım. Sanıyorum ki ruh eşimle bir sorun yaşandı ve eş zamanda gelmedik dünyaya, şimdi o da ben de sürekli bir boşluk içine düşüyoruz.

Yani yeniden evlenebilirim diyorsunuz?

Evlilik benim için çok kutsal bir müessese. Bir kez daha evleneceğim ama bu defa son olacak.

Seyahat etmeyi sevdiğinizi biliyorum. Favori yurtdışı şehirleriniz neler?

Yolculuk yapmayı Amerika’da seviyorum. Oradaki yollar geniş. Amerika şarkımdan ve teknolojisinden ötürü Amerika’ya sempatim var. Ama inancım, yemeklerim, örf adet, bayrak denince vatanım Türkiye. Avrupa’da müzik tarzını, mutfaklarını, moda anlayışını ve yaşam tarzını sevdiğim ülkeler var. Fransa veya İtalyan mutfağı ve müzikleri mesela… Tabii ki Almanya’yı da çok seviyorum. Çalışma düzenim ve disiplinim tamamen oradan geliyor.

Su El Roman

Aleyna ve İlyas Müthiş Yetenekli

Şu an ki müzikaliteyi nasıl buluyorsunuz, sanki yeni isimler bir türlü tanınamıyor…

Şu anda kuru bir kalabalık var müzik sektöründe. Kalıcı pek kişi görünmüyor, nedense her gün birileri çıkıyor ve herkes başarısını manipüle etmeye çalışıyor teknoloji sayesinde; sosyal medyalarını abartarak, youtube dinlenmelerini abartarak… Ama sonra bakıyorsun iş yapan, canlı konser veren hala 90’lar yani biziz. Yenilerin işi çok zor. Her seferinde hit şarkıyı yakalamak ve kendini aşmak zorlaştı. Eskiden insanlar sevdiği bir sanatçının albümünü bekliyor, gözlüyordu. Şimdi albümü beklenen bir sanatçı yok. Müzik sektörü, şirketler bir uyku modunda. Müzik kanalları, radyolar da beklemiyor. Gündemlik yayınlar ve şarkılar zamanı gibi sektör.

Tarkan ve Sezen Aksu albümleri beklenen albümler değil miydi?

Tarkan ve Sezen Hanım’ın albümleri gayet isabetli ve yerindeydi, çok güzel albümler. Pek benim müzik zevkime hitap etmiyor olsa da Aleyna Tilki’yi ve İlyas Yalçıntaş’ı başarılı buluyorum. Sesleri, yetenekleri müthiş derecede iyi. Benim için ikisi gelecek vaad ediyor yeniler arasında. Diğerlerinin işi bence çok zor.

Bugün çekimlerde bize eşlik eden kızınız Su El Roman’da büyük bir yetenek. Birlikte bir projede yer almayı düşünüyor musunuz?

Kızımla müzik tarzımız uyuşmuyor maalesef. O kendi sound’unu ve tarzını yaratma çabasında. Bunun nasıl bir şey olduğunu kendimden bildiğim için karışmıyorum, ama çok yetenekli ve yaratıcıdır kızım Su.

Su El Roman: Bir gün babamla düet yapıp dünyaya seslenmek en büyük hayalim. Babamın hayat hikayesine, yükselişine ve başarısına hayranım.

http://www.otostil.com/irem-derici-roportaji/

PAYLAŞ