Filinta Onur Tuna: Kazandığımız para çarçur oluyor

Filinta dizisinde oynadığı Mustafa karakteri ile milyonların sevgilisi haline gelen Onur Tuna, tam bir otomobil tutkunu. Sportif otomobillere olan ilgisini her fırsatta dile getiren Tuna, dizi sektöründeki uzun çalışma saatleri nedeniyle kazanılan paranın herkes tarafından çarçur edilmesinden şikayetçi. Filinta Onur Tuna röportajı

PAYLAŞ

Filinta Onur Tuna röportajı

Otomobillere karşı ilgin var anlaşılan ki bugün burada Mercedes AMG sürüş etkinliğine geldin. Heyecanla kullanmak istediğin model hangisi?

Her erkek çocuğu gibi otomobillere karşı hep ilgim oldu. Daha çok spor modellere ilgim olsa da farklı araçları beğenebiliyorum. Kendim de Mercedes kullanıcısıyım ve bugün buraya özellikle çok merak ettiğim AMG GT modelini kullanmak için geldim.

Satın almak gibi bir niyetin var mı bu aracı?

Bu otomobil çok güzel tabii ki ama şu anda Mercedes C200d kullanıyorum. Bu araçtan sonra da mümkünse bir 4×4 almayı hedefliyorum. Benim iki köpeğim var ve orman içinde bir evde yaşıyorum. Bu nedenle günlük kullanım için tercihim artık SUV’lardan yana olacak gibi görünüyor.

Aklında hangi aracı almak var?

Jeep Rubicon üzerinde yoğunlaştım. Aracın tasarımı ve tarzı bana çok uygun.

Peki İstanbul için 4 çeker önemli mi? Yoksa seninki sadece yaşadığın yer nedeniyle olan bir tercih mi?

Açıkçası eğer şehir içinde olacaksanız C Serisi bence çok makul bir araba. Genelde iş –ev, ev-iş yolculuk eder durumdayım ve evim de ormanlık bir alanda olduğu için SUV düşünüyorum.

Fiziksel olarak uzun boylusun. Bu araç alım tercihinde sıkıntı yaratıyor mu?

Tabii ki satın almamı etkiliyor. Boyum 1.96 metre. Kullanmak için sabırsızlandığım AMG GT modelinde rahat etmem mesela bu nedenle mümkün değil. Spor araba tercihlerinde zorlanıyorsunuz. İçine girmeye çalıştığınız araç bir anda belinize gelebiliyor.

O halde aslında tercihin spor modellerden yana olsa da boyun nedeniyle kararların değişiyor.

Aslına bakarsanız otomobilleri çok seviyorum. Araba kullanmayı da çok seviyorum. Sınıf bazında illa bu olsun diye bir tercihim yok; hepsi olabilir. Ayrıca 70’li yılların araçlarından da beğendiklerim var 60’lı yıllarından da. Hepsinin ayrı tadı var.

Amerikan arabalarını sever misin? Filinta Onur Tuna röportajı

Amerikanları seviyorum. Ama teknoloji çok gelişti, bizi cezbeden çok şey var artık. Onları da insan deneyimlemek istiyor. Ama motor gücü olarak bakarsak, rahatlık & genişlik olarak bakarsak güzel olsalar da benim o kadar ilgimi çekmiyor Amerikan araçları.

Filinta Onur Tuna röportajı Murat Tosun

Teknoloji senin daha çok ilgini çekiyor galiba?

Daha çok iri modellere doğru aklım kayıyor. Yani hem teknolojik hem de büyük modellere. Rubicon’u bu yüzen almak istiyorum ama bazen kafam öyle bir atıyor ki Ford F-550 alıp ormana çeksem mi diye düşünüyorum. Ama o da çok büyük ve önünü bile görmüyorsun. Şehir içinde kullanırken sıkıntı yaşatır. Mesela o araca birkaç kez bindim ve fikrim değişti biraz. Riskli bir araç gibi geldi bana. Ram markalı modeller de güzel bence.

Aslında benim bahsettim Amerikan’dan kastım oydu. Filinta Onur Tuna röportajı

Onlar güzel arabalar. Onların verdiği keyif ve kullanım amaçları da farklı.
Peki trafikte nasıl bir şoförsün? Sakin mi, sinirli mi yoksa sportif mi?
Sportif diyelim J Bazen tabii ki zaman çok önemli oluyor yaptığımız işte. Bir yere yetişmeye çalışıyoruz ya da bazen az uyuyoruz, geç uyanıyoruz ve acil bir yere gitmek zorunda kalıyoruz. O zaman biraz performanslı kullandığım oluyor. Ama kurallara uymaya her zaman dikkat ediyorum. Arabaya bindiğim anda emniyet kemerimi bağlarım ve sakin bir şekilde yol almaya gayret gösteriyorum.

Trafikte en sevmediğin şey nedir?

Durduk yerde böyle sürekli korna basılması… Beni rahatsız ediyor. Ben basmıyorum. Zaten olmayan bir şey var orda, olsa zaten onlarda gidecek. Aslında bunun olmasında anlam karmaşası var. Yani 300 bin araç kapasiteli bir şehre 3 milyon araç salarsan trafik böyle olur. Ayrıca bir evde 4-5 araba varsa o zaman trafik olması kaçınılmaz. Bunun için ne yollarımız müsait ne de zihnimiz. O yüzden umarım yok yere kornaya basmazlar artık.

Peki şuan yeni proje var mı?

Okuduğum birçok iş var. Ama çok yoruldum çünkü 3,5 yıl hiç durmadan çalıştım. Şimdi de dinlemek istiyorum. Müzik yapıyorum bu ara. Takipçilerime sürpriz yaparak onların karşısına müzikle ilgili bir projeyle çıkacağım. Ama daha 5-6 ayı var.

Albüm mü yapacaksın yoksa?

Sözlerini benim yazdığım ve bestelediğim parçalardan oluşan bir proje bu. Çok heyecanlıyım şu anda bu iş için. Ancak henüz bazı şeyler netleşmediği için şimdilik bu kadarını açıklayabiliyorum. Aslında ben bir süre dinlenmek istiyordum ama olmadı işte J Aslında müzik benim çocukluktan beri hobimdi. Şimdi bunu farklı bir hale getireceğim.

Söylediklerine bakarsak 10 ya da 15 yıl sonra kendini yerli Hugh Jackman mi gibi görmek istiyorsun?

Yani ben 14 yaşından beri böyleyim. Ben bunları yapıyorken Hugh Jackman’ı örnek alacak yaşta değildim zaten. O yüzden o Hugh Jackman; bir dünya yıldızı. Fonksiyonlar aynı mekanlar farklı diyelim.

İzleyiciler dahil herkesin şikayet ettiği dizilerin süresi hakkında ne düşünüyorsun?

Bu dehşet bir şey. 5 günde 2.5 saat bazen 3 saat malzeme çekmek haftanın 5 günü- günde 15 saat çalışmana sebep oluyor. Üstelik aktif bir şekilde. Bu çekimi yaparken de rol gereği zihnin başka biri olmaya çalışıyor. Yani bir sürü sıkıntısı var. Bunun dışında dizilerin süresi uzadığı için yapılan işin kalitesi de düşüyor ister istemez. 2-3 saniyede anlatacağın bir sahneyi 45 saniyede anlatmaya çalışıyorsun. İzleyenlere de haksızlık.

Sana göre bir dizinin süresi ne olmalı?

Valla bunu daha kısa zamanda başarılı şekilde çeken ülkeler var. Onların dizi sürelerine bakın. 20 dakika olan da var, 45 dakika olan da…
Sürekli konuşulan başka bir şey daha var. “Günde 15 saat çalışıyorlar ama haftada en az 20 bin lira alıyorlar” deniliyor.

Ben bazen eve gittim de yaptığım işin parayla karşılığı olmadığını düşünüyorum sürekli. Düşünün hayatınızın büyük bölümü çalışmakla geçiyor. Ertesi gün yine sete gideceksiniz. Bu nedenle o kazandığınız parayı harcayacak zaman kalmıyor. Bu nedenle de parayı çarçur ediyorsunuz. Sürekli gereksiz de olsa alışveriş yapıyorsunuz. Kazançlar iyi olsa da kendinize vakit ayıramıyorsunuz.

Onur Tuna’nın en’leri

En sevdiğin yemek?
Makarna, köfte ve patates üçlüsü.
En sevdiğin şehir?
Çanakkale ve özellikle Gelibolu.
En sevdiğin renk?
Siyah
Bir insanda en sevdiğin ve sevmediğin özellik?
En sevdiğim vefa, en sevmediğim yalan.
En sevdiğin filim?
Çok fazla sevdiğim film var. İlk aklıma gelense In the name of the father.
En sevdiğin şarkıcı?
Thom Yorke
En sevdiğin müzik türü?
Ben çocukluğumdan beri rock müzik dinlemeyi seviyorum, hiç değişmedi.
En çok oynamak istediğiniz rol?
Çocukluktan beri süregelen, büyük sorunları olan içine kapalı bir psikopatı oynamak isterdim.

Filinta Onur Tuna röportajı

https://www.instagram.com/onurtuna/

PAYLAŞ